Antalya, sadece deniz tatili için değil, aynı zamanda tarihi ve doğal güzellikleriyle de dolup taşan bir yer. Her köşesinde keşfedilecek bir şeyler var. Plajları, tarihi kalıntıları ve lezzetli yemekleriyle Antalya, her gezginin kalbini çalacak. Şimdi, bu muhteşem şehri daha yakından tanıyalım.
Antalya'nın en dikkat çekici doğal güzelliklerinden biri Düden Şelalesi. Şehir merkezine oldukça yakın olan bu şelale, muhteşem bir doğa manzarası sunuyor. Yürüyüş yapmak ve şelalenin etrafında piknik yapmak için harika bir yer. Su seslerinin arasında dinlenirken, bir yudum çay almak da cabası. Ayrıca, Köprülü Kanyon'da rafting yaparak adrenalini doruklarda yaşayabilirsiniz. Bu bölge, hem doğa severler hem de macera tutkunları için birebir.
Bir diğer doğal harika ise Phaselis Antik Kenti. Burada hem antik kalıntıları görebilir hem de plajda denizin tadını çıkarabilirsiniz. Tarih ve doğa iç içe geçmiş, tam bir huzur ortamı yaratıyor. Antik kalıntılar arasında yürürken, tarihin derinliklerinde kaybolmak çok keyifli. Bu tür yerler, Antalya'nın sadece deniz ve güneşten ibaret olmadığını gösteriyor.
Antalya'da konaklama seçenekleri oldukça geniş. Eğer lüks bir tatil arıyorsanız, Belek’teki otelleri tercih edebilirsiniz. Golf sahaları, spa merkezleri ve özel plajları ile unutulmaz bir deneyim sunuyorlar. Ancak daha samimi ve yerel bir deneyim arıyorsanız, Kaleiçi bölgesindeki butik oteller tam size göre. Burada hem tarihi bir atmosferde kalıyor hem de yerel lezzetleri keşfetme şansı buluyorsunuz.
Hostel veya pansiyon gibi daha uygun fiyatlı seçenekler arıyorsanız, Konyaaltı bölgesinde birçok alternatif mevcut. Deniz manzaralı balkonlar, sabahları taze kahve ile uyanmak için harika bir tercih. Ayrıca, bu bölgedeki konaklama yerleri, plaja ve kafe-restoranlara oldukça yakın. Yani, her şey elinizin altında!
Antalya, sadece doğal güzellikleriyle değil, mutfağıyla da öne çıkıyor. Serpme Kahvaltı ile güne başlamak, mutlaka yapılması gerekenlerden biri. Yerel restoranlar, taze zeytinler, peynir çeşitleri ve ev yapımı reçeller sunarak sabahınızı şenlendiriyor. Özellikle Çıralı’daki yerel mekanlar, kahvaltı için harika bir tercih. Denizin ve doğanın ortasında, taze ürünlerin tadını çıkarmak gerçekten eşsiz bir deneyim.
Öğle veya akşam yemeği için ise Antalya Kebabı ve pide gibi yerel lezzetleri denemek şart. Adana Kebap restoranları, yemeğinizi mangalın başında bekleyerek hazırlıyor. Bunun yanında, taze deniz ürünleri sunan restoranlar da oldukça popüler. Özellikle Kaleiçi’ndeki yerlerde, deniz manzarası eşliğinde yemek yemenin tadı bir başka.
Antalya'nın plajları, deniz tutkunları için adeta bir cennet. Konyaaltı Plajı, şehir merkezine yakınlığı ve temiz denizi ile ön plana çıkıyor. Plaj boyunca sıralanan kafelerde bir şeyler içip, güneşin tadını çıkarmak çok keyifli. Eğer daha sakin bir plaj arıyorsanız, Olympos’u tercih edebilirsiniz. Burada doğanın içinde huzurlu bir gün geçirmek mümkün.
Bir diğer harika plaj ise Kaputaş Plajı. Yüksek kayalıkların arasından inen bu plaj, muhteşem bir manzaraya sahip. Burası biraz daha fazla yürümeyi gerektirse de, denizindeki mavi tonlarıyla sizi kendine çekiyor. Hem yüzmenin hem de güneşlenmenin tadını çıkaracağınız bu plajı kesinlikle listenize eklemelisiniz. Unutmayın, Antalya'nın plajları sadece güneş ve denizden ibaret değil; her biri ayrı bir hikaye anlatıyor.
Gezilecek Yerler

Kaleiçi Antalya’nın en minnoş yeri, kesinlikle görmenizi çok tavsiye edeceğimiz bir yer. Eski şehir sularının içindeki konaklar bugün Antalya’da sosyal hayatın merkezi. İşten çıkanlar buraya kafa dağıtmaya, turistler yaşayan müthiş tarihi dokusunu görmeye, çocuklar içindeki minik plajında denize girmeye, gençler de gece sağlam grupların çıktığı barlarında partilemeye geliyor. Falezin üzerine kurulmuş, içinde kocaman parkları da olan bir özerk bir kasaba gibi bir hissiyatı var.
Yazın gündüz buraya katiyetle gelmeyin, sıcaktan burnunuzdan gelir. Gün batımına doğru gelin, hem bir Kaleiçi klasiği gün batımı yapar, hem Kaleiçi’ni gezer, akşam da canlı müzik dinlersiniz. Kaleiçi’nden size gezilecek yerlerden tutun da yeme içmeye, acayip nokta atışı önerilerimiz var. Kaleiçi’nde Gezilecek Yerler yazımızı okumadan şuradan şuraya bırakmayız sizi. Konum için tıklayın.
Düden Şelalesi
Antalya’nın da 2 tane meşhur şelalesi var: Düden ve Kurşunlu. Öncelikle neye benzediğini iyi canlandırmanız için mutlaka videodan izlemenizi öneririm çünkü açıkçası fotoğraflar güzelliklerini adil bir şekilde yansıtmıyor.
Düden Şelalesi çok enteresan, böyle şehrin içinde, etrafı binalarla çevrili bir yerde, semtin ortasından çağlayan bir şelale düşünün. Markete, durağa giderken yanından geçtiğin cinsten şehrin içinde! Arabayı park ederken haritanın yanlış konum gösterdiğinden şüpheleniyor insan, o kadar beklenmedik bir yerde. İçinde gezilebilen bir de mağarası var. Daha da enteresanı ileride Düden falezlerden aşağı deniz dökülüyor. Denize dökülen Düden’i eğer Kaleiçi’nden tekne turuna çıkarsanız görüyorsunuz ama arabayla da yakınına gidilebiliyor. Konum için tıklayın. (Fotoğraftaki yer).
Fotoğraf Kaynak: www.hip-notics.com
Manavgat’ın Burunucu Mevkii Çakış Köyü’nde bulunan Hip-Notics, wakeboard olarak bilinen kablolu su kayağının yapılabildiği bir su parkı. Klasik su kayağının motorlu tekne veya başka bir araçla çekilerek yapılanı yerine bir makara sistemiyle kablolar aracılığıyla çekilerek yapılanı. Tabi klasik su kayağına göre daha güvenli, daha ekonomik, yeni başlayanlara ve akrobasiye merak saranlar için daha uygn. Elektrikle çalıştığından ve motor yağlarıyla suyu kirletmediğinden de çevre dostu bir sistem. Sadece wakeboard değil, su kayağı (çift kayak), kneenboard (diz boardu) ve flyboard seçenekleri, basketbol, voleybol ve diğer oyun alanları, yeme-içme alanı da var. Konum için tıklayın.

Kurşunlu Şelalesi’ne gittiğinizde, Perge Antik Kenti’nin 8 kilometre, 15 dakika mesafede bulunduğu da aklınızda olsun. Pamphyli uygarlığının önemli şehirlerinden, Aksu Nehri’nin 4 kilometre yakınındaki geniş bir ovaya kurulmuş olan Perge Antik Kenti, antik dönemden günümüze kalan en iyi korunmuş stadyumlardan birine, Yunan-Roma tipi bir amfi tiyatroya, görkemli bir Hellenistik giriş kapısına sahip. Sırf bu özellikleri için bile UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’ne girmeyi hak eden ve bunun için Türkiye’nin aday gösterdiği antik kentlerden. Bu bölgeden çıkmış çoğu heykel, Antalya Müzesi’nde görülebiliyor. Müzekart geçerli. Yaz kış kapı açılış 08.00 ama yazın 19.00’da kapanırken kışın 17.00’de kapanıyor. Konum için tıklayın.

1922’de Öğretmen Süleyman Fikri Erten tarafından 1. Dünya savaşından sonra bölgeye gelen işgal güçlerinin yağmasından kurtarılan eserlerin korunması amacıyla kurulmuş. İlk olarak Kaleiçi’nde bulunan Alaaddin Cami’de, daha donra Yivli Cami’de yer alan Müze 1972’de bugünkü binasına taşınmış. Müzede, Antalya’da yer alan üç antik kent olan Lykia, Pamphylia ve Pisidia’dan çıkma tüm tarihi eserleri görebiliyorsunuz. Özellikle Perge Antik Kenti’nden çıkarılan Roma Dönemi heykelleri, müze koleksiyonunun en değerli parçalarından. 1988 yılında “Avrupa Konseyi Yılın Müzesi” ödülüne layık görülen müze, eğer tarihe ve arkeolojiye meraklıysanız, mutlaka ziyaret edin diyeceğimiz yerlerden. Websitesi Ziyaret Saatleri: 08.30 – 19.30. Müzekart geçerli. Konum için tıklayın.

Köprülü Kanyonu, içinden Isparta’dan doğan, Antalya’dan denize dökülen Köprüçay’ın geçtiği, yaz sezonunda rafting yapmaya elverişli olan, hiking, kamping, doğa yürüyüşü gibi aktiviteler için de ideal olan bir milli park. Gerçekten de içinde biri büyük diğeri küçük olmak üzere Roma Dönemi’nden kalma 2 tarihi köprü var. Konum için tıklayın.

Antalya’nın en büyük olayı, raftinge elverişli akarsularının bolluğu. Özellikle de Köprülü Kanyonu ve içinden geçen Köprüçay, raftinge en elverişli nokta. 8-10 kişilik botlarda, deneyimli rehberler eşliğinde, 14 kilometrelik parkur boyunca rafting yapıyorsunuz. Parkur yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Kask, kürek, can yeleğini firmalar temin ediyor. Burada rafting için en ideal aylar Temmuz, Ağustos ve Eylül. Zaten bölgede hizmet sağlayan birçok firma var. Bazı rafting turları sizi kaldığınız yerden alıp ulaşım, rafting, öğle yemeği dahil paket turlar sunuyor. Özellikle de rafting sonrası kanyonda alabalık keyfi kaçmaz.

Mayıs 2017’de Hürriyet “Yeni bir kanyon keşfedildi” yazmış. Bu dev kanyon nasıl gözlerden saklanabilmiş bunca zaman? Aslında arabayla az önce anlattığımız Köprülü Kanyon’un bir 10-15 dakika yukarısında. Buraya gelirken hayatta böye bir yer çıkacağını tahmin etmezsiniz, kesinlikle hiç görünmüyor. O yüzden yanlış yolda olduğunuzu düşünmeyin. Sonra arabayı park edip ormanın içindeki bir patikan 2 kilometre kadar yürümeniz gerekiyor. İlk bakışta patikayı hemen göremeyebilirsiniz. Yol biraz yokuşlu ama zorlu bir yürüyüş değil. Konum için tıklayın.
Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/sapaderekanyon
Alanya’da, karanlık bir vadi boyunca 700 metre kadar uzanan, altından berrak nehir suyu geçen ahşap zeminli asma yolu takip edeceğinizde ulaşacağınız bir şelale olan doğa harikası kanyon. Kanyonun en can alıcı kısmı ise hem şelalenin olduğu yerde hem de yol boyunca birkaç havuzcukta buz gibi soğuk suya girme şansınız oluşu. O nedenle de kanyona mayo ile gitmenizde fayda var. Ayrıca hem kanyon girişinde hem de parkur boyunca gözleme ve ızgara çeşitleri bulabileceğiniz, mola verebileceğiniz noktalar da var. Konum için tıklayın.

Manavgat Nehri’nin sularının, 4-5 metre yükseklikten döküldüğü Manavgat Şelalesi, ilkokul coğrafya derslerinden de hatırlayacağınız üzere, Türkiye’nin en ünlü şelalelerinden. Her ne kadar döküldüğü yükseklik fazla olmasa da yarattığı görsellik görülmeye değer. Şelalenin buz gibi bir suyu var. Etrafında da klasik olarak bilimum kafeterya, restoran, çay bahçesi, piknik alanı, kamp alanı var. Nehirde rafting olanağı da var ama Antalya’daki en iyi rafting noktası yukarıda bahsettiğimiz Köprülü Kanyon. Giriş ücreti var. Otopark alanı da ayrıca ücretli. Konum için tıklayın.

Teleferik demek ağaç katliyamı demek bunu bir kenara yazmak lazım çünkü teleferik yapımı için teleferiğin geçeceği güzargahtaki ağaçların ve tesisin yapılacağı yerin törpülenmesi gerekiyor. Yine de Teleferikle Tahtalı Dağı’na çıkıp, Antalya’ya kuşbakışı bakmak da Antalya’daki popüler deneyimlerden olduğundan yazmadan geçmek istemedik. Çıkıp çıkmamak size kalmış. Antalya’da 2 tane teleferik var. Biri Tünektepe diğeri Olimpos Teleferik. İkisi arasında seçecekseniz Olimpos ile Tahtalı’ya çıkın deriz. En güncel fiyatlar için tıklayın.
Günlük olarak Beldibi, Göynük, Kemer, Kiriş, Çamyuva ve Tekirova’dan itibaren, Çarşamba ve Cumartesi günleri de Kundu ve Antalya’dan teleferiğin kendi sunduğu ulaşım hizmeti var. Zirvedeki tesis akşam 19:00’a kadar açık, içinde bir de cafe var ama tahmin edersiniz ki fiyatlar x2 civarında. Konum için tıklayın.
Fotoğraf Kaynak: pixabay.com
Kaş’a yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta bulunan Patara Antik Kenti, Likya Birliği’nin başkentliğini yapmış bir kent. Zamanında, birlik toplantıları da su an kalıntılarını görebileceğimiz meclis binasında düzenlenmekteymiş. Likya Birliği içerisinde üç oy hakkına sahip altı şehirden biri olan Patara her dönem önemli bir merkez olmuş. Eserleri ve yeni kazı alanlarını görmek için giriş ücreti var. Müze kart geçerli. Haftanın her günü 15 Nisan 2 Ekim arası 08.00 – 19.00 saatleri, 3 Ekim 14 Nisan arası 08.00 – 17.00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın.

Güllük Dağı’nın tepesindeki bir platoya kurulmuş olan Termessos, Pisidya bölgesinin antik kentlerinden biri. Büyük İskender, M.Ö. 333’de burayı kuşatmayı başaramamış çünkü Termesoslular çok iyi bir savunma örneği göstermiş. Kent, İskender’den sonra, Ptolemyler döneminde kuşatılabilmiş ama M.Ö. 71’den kalma, Roma Senatosu tarafından onaylanmış belgelere göre, Termessos’un kendi iç işlerinde Roma’dan bağımsız olduğu ve kendi kanunları olduğu görülüyor. Fakat şehrin Bizans ve Osmanlı dönemindeki durumuna dair elde hiçbir bilgi yok. Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentlerinden biri olan Termessos’a giriş ücretli ama Müzekart da geçerli. Konum için tıklayın. .
Fotoğraf Kaynak: www.sandlandantalya.com
Antalya’nın Lara Sahil’inde, sadece su ve kum kullanılarak yapılan devasa heykeller var desek. Dünyanın en büyük kum heykel etkinlikleri arasında yer alan Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali (Sandland) devasa boyutlarda yüzlerce kum heykelin sergilendiği bir açık hava müzesi. Hem kapladığı alan (10 bin metrekare) ve malzeme (10 bin ton nehir kumu) hem de katılan sanatçı ve üretilen eser bakımından dünyadaki sayılı etkinliklerinden. Elbette bu eserler sonsuza kadar kalıcı değiller, sergileme süreli bittiğinde kasten yıkılıyorlar. Zaten kasten yıkılmasalar da bir süre sonra kendiliğinden yıkılmaya mahkumlar. Ama bu Kum Heykel Sanatı’nın doğasında olan bir şey. Her şeyin geçiciliğini, her şeyin bir gün yok olacağı felsefesini içinde bulunduran bir sanat. Festival boyunca atölyeler, konserler, video mapping show’lar da oluyor. Eserler 09.30-23.00 saatleri arasında görülebiliyor. Müzekart’a %25 indirim de var. Konum için tıklayın.
Üyelere özel indirim ve kampanyalardan haberdar olun.